16 Mayıs 2012 Çarşamba

Aşk ve Sevgi Farkı...


Aşk yaz ile kış arasında gidip gelir, sevgi ise ya ilkbahardır ya sonbahar.

Aşkı yaşamış insan bidha sevişmekten zevk almaz, aşk ile sevişenler tutku ne demek bilirler. Sevgi ile sevişmek uzun sürer, aklınızdan sorular geçer, aşk ile sevişen sadece tek vücut olduğu için şükreder.

Aşk bi sabah uyandığınızda gördüğünüz sevgilinizin dünyadaki en güzel kişi olduğunu düşünmenizi sağlar, sevgi ise uyanışlara pek takılmaz, extra bi duygu içermez içinde.

Aşk karşındakini öldürmektir aslında, sevgi kol kola yürümektir. Aşık insan öldürür sevdiğini kimi zaman, nefretle öylesine yakın duygulardır ki.

Aşk dengesizliktir, hem vazgeçmek hem de vazgeçememektir. Kısacası iki ucu boklu değnektir; hep mantık ile kalp arasında gidip gelmektir. Aşklar asla mantık ile kalbin dengede olduğu durumlarda olmaz, illa biri diğeriyle çatışmada olmalıdır.

Aşk varlıkta da yoklukta da gözyaşı akıtmandır, sevgilerde gözyaşı değil gülümseme vardır. Aşklar sigara gibidir, içine çektikçe ciğerlerin yanar, hissedersin ama inatla daha da çok çekmek istersin. Aşk bağımlılıktır aslında.

Aşklar mesafelere asla yenik düşmez, yıllara geçen zamana yenik düşmez, tek bi an bile yeter aşıklara, sevgi ise huzurdur yanında bulduğun. Arkadaşını da seversin zaten, sevdiğinle dertleşirsin küfredersin kimi zaman, sevişirken bitse de yemek yesek dersin mesela; aşklar öyle değildir ona bakarken gözlerin parlar, bakmaya kıyamazsın.

Aşklar sadece kalbin değil; ruhunda bedenin de titremesidir. Görünce deli gbi hızlanmasıdır kalp atışlarının. Elinin ayağının kesilmesidir mesela. İnsan sevdiğini görünce titrer mi? Asla.. Ama aşk tutkudur, yıllarca beyninde kurguladığın, sorulacak sorulara vereceğin cevapları önceden hazırladığın ama bi karşılaşma anında tüm cevapları unutup, bi anda onun boynuna atlayıp sarılmandır.

Seven insan bir diğer sevgili de “farklı” olanı seçer, aşık insan hep “aynı” olanı ister. Hep aynı tadı bulmaya, aynı kokuyu koklamaya çalışır ve aşık oldğu ile yaptığı her şeyi tekrar tekrar yaşamaya çalışır, karşılaştırma yapar ve hep eksik parçaları o aşık oldğu insana benzeterek bulmaya çalışır. Seven ise yeniden sever zaten, aynı olsun diye bir arayışa girmez, onun kafası rahattır. Sarışınla gezer, kumralla gezer ama sonunda esmerle de gezer.. O geçmişe bağlı kalmaz, aşk ise bağlı değil bağımlı kalır geçmişe…

Aşktan doğan bebekler Denizler kadar Derin olur, sevgiden doğanlarsa denizler kadar engin. Aşklar bir yere mıhlanıp kalır, derinde biyerlerde hep saklanır; sevgilerse geniştir, başı ile sonu pek gözükmez.

Aşklar ego’nun bittiği noktadadır. Aşık insan önce ben değil önce sen der. Aşık insan kör gözlere sahiptir; ona göre karşısındaki kişi prenstir, prensestir, melektir..

Aşklar intikam alır, sevgi ise almaz. Çünkü aşk acıtır, hırs en derinlerde saklanır. Sevgi ise yüzeyseldir, hırsa yer yoktur sevgide, o zaten huzurdur. Aşklar en huzurlu uykuyu onla yaşamaktır, ama en huzursuz yaşamı paylaşmaya çalışmaktır. Aşk yalnızca susarken huzur verir, çünkü aşık insan karşısındakinin her lafına, her hareketine başka anlamlar yükler. Bu marul desem, o lahana der. Kısaca aşklar anlaşamazlar… Sevgi anlaşmaktan doğar zaten; anlaştığın, zaman geçirirken kafan rahat olduğu için seversin. Aşıkların kafası asla rahat değildir, hep irdelerler.

Aşk karşındakinin canı yandığında aynı acıyı hissetmendir, sevgi ise karşındakinin yanan canını teselli etmen ve yardım etmenden ibarettir.

Aşk rüyalarda bilinçaltına saklananlardır mesela, sevgiler bilinçaltına ittiklerinde değil bilincin açık halinde bulunur. Aşk bir dha yıkılacağını bilsen bile, seni öldüren kişiyi hep affetmeye çalşmaktır. Aşk çırılçıplak kalmaktır, ego’yu silen tek şey aşktır.

Aşk savunmasız kalmaktır, karşındakini 4 üzerinden 5 verebilecek derecede muhteşem bulmandır, ve aşk hep sineye çekmektir kötüleri..

Aşklar resimlere bakınca değil kalplerine bakınca ağlar, nefes alamama durumudur. Hep sırtında bi bıçak varmışçasına sürünmendir.

Sevgiler kılıç saplamazlar; onlar sırtını sıvazlarlar. Aşkı yaşayan insan bidha aşık olmaz, aşkı yaşayan insan bidaha tam yaşamaz. Hep bi tarafı eksiktir, hep kan kaybeder.

Aşık insanlar engelliler gibidir; yürümeyi koşmayı şarkı sölemeyi resim yapmayı unuturlar, aşk ızdıraplı bi duygudur. Sevgiler ise gitar teline dokunmaktır. Aşkı yaşayanlar hayatlarının her anında bi başka yaşarlar, bi farklı bakarlar..

Suladıkça büyümeyen çiçekler bahçesine sahiptir onlar, aşıklar dönülemez bi yola girenlerdir. Ve bi gül tarlasında, dikenlerin kanatmasını isteyenlerdir, dikeni olmayan gül olmaz çünkü, onlar mazoşizmi severler aslında.

Aşıklar alkolü keyiflenmek için değil efkar yapmak için içerler, sevenler alkol alınca dans eder. Aşıkların elbet ki eli telefona gider, sevenlerse alkolün etkisiyle bi an önce öpüşmek ister, kim olursa olsun fark etmez..

Aşıklar canından dha çok değer verir, sevenler değerlerini kendi şekillendirir. Aşıkların kendilerinin şekillendirmesi gbi bi lüksleri yoktur; çünkü aşıktır onlar. Her zaman için en değerli şey o canlarını en çok yakandır.

Aşklar akşam yemeği gibidir; her millette her akşamda canının istediğini yemen gibidir; sevgiler ise kahvaltı gibidir, hep aynı tatlar barındırır içinde.

Kısaca; her mutluluk birbirine benzer ama her mutsuzluğun kendine özgü bir hikayesi vardır..

Ve aşklar asla mutlu sonlarla bitmez.

Özge,

1 yorum:

  1. ne diye hatırlatıyorsun şimdi... ah minel aşk...

    YanıtlaSil