Aşk
yaz ile kış arasında gidip gelir, sevgi ise ya ilkbahardır ya sonbahar.
Aşkı
yaşamış insan bidha sevişmekten zevk almaz, aşk ile sevişenler tutku ne demek
bilirler. Sevgi ile sevişmek uzun sürer, aklınızdan sorular geçer, aşk ile
sevişen sadece tek vücut olduğu için şükreder.
Aşk bi
sabah uyandığınızda gördüğünüz sevgilinizin dünyadaki en güzel kişi olduğunu
düşünmenizi sağlar, sevgi ise uyanışlara pek takılmaz, extra bi duygu içermez
içinde.
Aşk
karşındakini öldürmektir aslında, sevgi kol kola yürümektir. Aşık insan öldürür
sevdiğini kimi zaman, nefretle öylesine yakın duygulardır ki.
Aşk
dengesizliktir, hem vazgeçmek hem de vazgeçememektir. Kısacası iki ucu boklu
değnektir; hep mantık ile kalp arasında gidip gelmektir. Aşklar asla mantık ile
kalbin dengede olduğu durumlarda olmaz, illa biri diğeriyle çatışmada
olmalıdır.
Aşk
varlıkta da yoklukta da gözyaşı akıtmandır, sevgilerde gözyaşı değil gülümseme
vardır. Aşklar sigara gibidir, içine çektikçe ciğerlerin yanar, hissedersin ama
inatla daha da çok çekmek istersin. Aşk bağımlılıktır aslında.
Aşklar
mesafelere asla yenik düşmez, yıllara geçen zamana yenik düşmez, tek bi an bile
yeter aşıklara, sevgi ise huzurdur yanında bulduğun. Arkadaşını da seversin
zaten, sevdiğinle dertleşirsin küfredersin kimi zaman, sevişirken bitse de
yemek yesek dersin mesela; aşklar öyle değildir ona bakarken gözlerin parlar,
bakmaya kıyamazsın.
Aşklar
sadece kalbin değil; ruhunda bedenin de titremesidir. Görünce deli gbi
hızlanmasıdır kalp atışlarının. Elinin ayağının kesilmesidir mesela. İnsan
sevdiğini görünce titrer mi? Asla.. Ama aşk tutkudur, yıllarca beyninde
kurguladığın, sorulacak sorulara vereceğin cevapları önceden hazırladığın ama
bi karşılaşma anında tüm cevapları unutup, bi anda onun boynuna atlayıp
sarılmandır.
Seven
insan bir diğer sevgili de “farklı” olanı seçer, aşık insan hep “aynı” olanı
ister. Hep aynı tadı bulmaya, aynı kokuyu koklamaya çalışır ve aşık oldğu ile
yaptığı her şeyi tekrar tekrar yaşamaya çalışır, karşılaştırma yapar ve hep
eksik parçaları o aşık oldğu insana benzeterek bulmaya çalışır. Seven ise
yeniden sever zaten, aynı olsun diye bir arayışa girmez, onun kafası rahattır.
Sarışınla gezer, kumralla gezer ama sonunda esmerle de gezer.. O geçmişe bağlı
kalmaz, aşk ise bağlı değil bağımlı kalır geçmişe…
Aşktan
doğan bebekler Denizler kadar Derin olur, sevgiden doğanlarsa denizler kadar
engin. Aşklar bir yere mıhlanıp kalır, derinde biyerlerde hep saklanır;
sevgilerse geniştir, başı ile sonu pek gözükmez.
Aşklar
ego’nun bittiği noktadadır. Aşık insan önce ben değil önce sen der. Aşık insan
kör gözlere sahiptir; ona göre karşısındaki kişi prenstir, prensestir,
melektir..
Aşklar
intikam alır, sevgi ise almaz. Çünkü aşk acıtır, hırs en derinlerde saklanır.
Sevgi ise yüzeyseldir, hırsa yer yoktur sevgide, o zaten huzurdur. Aşklar en
huzurlu uykuyu onla yaşamaktır, ama en huzursuz yaşamı paylaşmaya çalışmaktır.
Aşk yalnızca susarken huzur verir, çünkü aşık insan karşısındakinin her lafına,
her hareketine başka anlamlar yükler. Bu marul desem, o lahana der. Kısaca
aşklar anlaşamazlar… Sevgi anlaşmaktan doğar zaten; anlaştığın, zaman
geçirirken kafan rahat olduğu için seversin. Aşıkların kafası asla rahat
değildir, hep irdelerler.
Aşk
karşındakinin canı yandığında aynı acıyı hissetmendir, sevgi ise karşındakinin
yanan canını teselli etmen ve yardım etmenden ibarettir.
Aşk
rüyalarda bilinçaltına saklananlardır mesela, sevgiler bilinçaltına ittiklerinde
değil bilincin açık halinde bulunur. Aşk bir dha yıkılacağını bilsen bile, seni
öldüren kişiyi hep affetmeye çalşmaktır. Aşk çırılçıplak kalmaktır, ego’yu
silen tek şey aşktır.
Aşk
savunmasız kalmaktır, karşındakini 4 üzerinden 5 verebilecek derecede muhteşem
bulmandır, ve aşk hep sineye çekmektir kötüleri..
Aşklar
resimlere bakınca değil kalplerine bakınca ağlar, nefes alamama durumudur. Hep
sırtında bi bıçak varmışçasına sürünmendir.
Sevgiler
kılıç saplamazlar; onlar sırtını sıvazlarlar. Aşkı yaşayan insan bidha aşık
olmaz, aşkı yaşayan insan bidaha tam yaşamaz. Hep bi tarafı eksiktir, hep kan
kaybeder.
Aşık
insanlar engelliler gibidir; yürümeyi koşmayı şarkı sölemeyi resim yapmayı
unuturlar, aşk ızdıraplı bi duygudur. Sevgiler ise gitar teline dokunmaktır.
Aşkı yaşayanlar hayatlarının her anında bi başka yaşarlar, bi farklı bakarlar..
Suladıkça
büyümeyen çiçekler bahçesine sahiptir onlar, aşıklar dönülemez bi yola
girenlerdir. Ve bi gül tarlasında, dikenlerin kanatmasını isteyenlerdir, dikeni
olmayan gül olmaz çünkü, onlar mazoşizmi severler aslında.
Aşıklar
alkolü keyiflenmek için değil efkar yapmak için içerler, sevenler alkol alınca
dans eder. Aşıkların elbet ki eli telefona gider, sevenlerse alkolün etkisiyle
bi an önce öpüşmek ister, kim olursa olsun fark etmez..
Aşıklar
canından dha çok değer verir, sevenler değerlerini kendi şekillendirir.
Aşıkların kendilerinin şekillendirmesi gbi bi lüksleri yoktur; çünkü aşıktır
onlar. Her zaman için en değerli şey o canlarını en çok yakandır.
Aşklar
akşam yemeği gibidir; her millette her akşamda canının istediğini yemen
gibidir; sevgiler ise kahvaltı gibidir, hep aynı tatlar barındırır içinde.
Kısaca;
her mutluluk birbirine benzer ama her mutsuzluğun kendine özgü bir hikayesi
vardır..
Ve
aşklar asla mutlu sonlarla bitmez.
Özge,
ne diye hatırlatıyorsun şimdi... ah minel aşk...
YanıtlaSil