Sabahın ilk saatlerinde, bu Pazar gününde, sigarayla başladım güne. Hava güzel, belki bugün insanlar havanın güzelliğiyle kendilerini dışarı atacaklar, bense çok ince bir gözyaşıyla uyandım bugüne. Höyküre, höyküre değil, yorganı kafama kadar çektim, sicim gibi süzüldü gözyaşlarım yanaklarımdan, çok sessizce.
Sanırım ayrılığın en boktan ve en uzun evresine girmiş bulunmaktayım.
Bu sabah uyandığımda; içimde tiksinme yoktu, kızgınlık da yoktu. Aslında var mıydı bilmiyorum, bağırmak istemedim sadece, küfretmek istemedim hayata. Sadece gözümü açar açmaz, aklıma bir şey geldi. Onunla alakalı ve hep onunla alakalı kalacağını bildiğim bir şey. Annemler içeride Pazar kahvaltısının keyfini çıkarırken, ben, ben sadece o ekmeğin tadını hissettim dilimde. Kaşar peyniri, bal ve o muazzam ekmek. Onun evine her gidişimizde, bana kızarttığı o normal ekmeklere hiç benzemeyen ekmek. Tepsiye koyardı, yanına kaşar peyniri ve bal. Sunardı bana, hep o hazırlardı kahvaltıyı, sunardı ekmeği, peyniri, balı, ve kendisini de..
O ekmeğe ilk günden beri aşıktım ben,
-"Sana da alalım, evine de götür madem bu kadar sevdin" dediğinde, istememiştim. O ekmek, o ekmeğin kokusu ve o ekmeği yediğim o ev; sadece onunla güzel gelsin diye, oraya ait bırakmak istemiştim.
-"Almayalım" dedim, "Ben bu ekmeği burda yemeği sevdim, özel kalsın."
Ekmek özelleşmişti benim için. İlk gördüğüm anda onu özelleştirdiğim gibi, o muazzam ekmek de özelleşmeşti. 5 lira verip kendi evime de getirebilseydim zamanında, böylesine anlam kazanmazdı. Ama hayatta insan her zaman özelleştirmek ister sevdiğini. Ben onu o ekmekle özelleştirmiştim mesela, o yüzden biliyorum bir daha o ekmekten yiyemeyeceğim ve o ekmeğin kokusunu dahi duyamayacağım işin boktan tarafı.
Onu hatırlayabilmek için değilse bile, onun özel olduğunu anımsayabilmem için, o ekmeğin kokusuna ihtiyacım var, ve o ekmeğin kokusu sadece onun evinde.
Ve onun evi, şuan benden o kadar uzakta ki....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder